Alev Koçaklı

"takıldığım yerine hayatın, mavi bir ayraç koyun. sizden bana hayır yok, kuşlara gidiyorum"

ŞİMDİ çıkılmaz mı bu sokak?

ŞİMDİ çıkılmaz mı bu sokak?


zorlama bir sevgi istemiyorsun, kendini de böyle sevmek istemiyorsun. düştüğünde etrafa gülümseyip "bir şey olmadı" yalanına sığınmak değil, "düştüm, herkes düşer ama ben kalkacağım" cümlelerini kurmak daha iyi hissettiriyor sana.

artık hiçbir şeyden korkmuyorsun, gözünün önünde yaşanılan bunca şeyden sora hayatının korkacağın bütün seviye kilitleri tek tek açılmış gibi. birinci seviyenin herkese imdb 9.9'luk bir gerilim yaşatacağı bir oyunun kaçıncı seviyesine geldin, hiç bilmiyorsun ama burada kimse yok.

hiç ayak izi yok,

ses yok,

soluk yok..

daha önce kimse uğramamış bu topraklara.

yalnızlığın kol gezdiği bu yere tutunacaksın artık. bu kez hayal değil ceplerinde gerçeğin acısı var, sol tarafında kahkahası ağlamaya dönmüş bir çocuğun sesi. bir sen varsın bir de gölgene dahi ağırlık yapan ruhun. buraya nasıl geldin, seni kim getirdi? sevgisizliğin arafına seni kim mahkum etti? o ipi boynuna kim geçirdi? katilin kim senin? bilmek ister misin?

hani sana başta güllerle döşeli zannettiğin sonradan işin değişeceğini bilmeden yürüdüğün, adımlarını atarken yol boyunca "uğraşma değmez, bak senin kalbini çok yoracak tabelası vardı" hatırlıyor musun?

hatırlıyorsun, kandırma kendini. o tabeladaki harflerin satır aralığını zihnine kazıyarak yürüdün çünkü, üstelik sen hiçbir şeyi unutmazsın. içinde gerçek olmayacağını bildiğin bir hayalin sızısı ve çıktığın yoldan geri dönemeyecek olmanın inadı yarışıyor. bu yarışın kazananı olmayacak ama iki taraf da kaybetmeyecek. çünkü en kötü barış bile en iyi savaştan iyidir. çıkmazlarla dolu o yolun sonunda kendini bulacak, omurganı sertleştirecek ve sevginin nasıl olmAyacağını öğreneceksin. sadece henüz bundan haberin yok. 

canının yangını almış başını gitmiş, kimse söndüremiyor. katiilini ellerinle yetiştirdiğine mi yoksa seni vuracağı tüm kaleleri savaşmadan teslim etmek mi daha zor geliyor yüreğine, bilmiyorsun. susmak, bütün kelimelerin ötesinde duruyor artık. iki ruhun birbirine geçeceğini düşündüğün ara sokaktaki o ev başına yıkılmış. sağ taraf ölüm, sol taraf cehennem. nedenini adından daha iyi bildiğin sıkıntının esiri olmuşsun.o ne derse yapmış, ne isterse hazırlayıp vermişsin. kendinden vazgeçtiğini hiç düşünmeden onun kimliğinde kaybolmuşsun. gücünü aldığın içindeki kız çocuğunun sesini susturmuşsun. o, kurulduğu gönül tahtında kendinden emin ve sarsılmaz duruyor. üstelik ona bu güveni ve gücü veren aynada her gün gördüğün yüz ama herkesin unuttuğu bir şey var. kibrin yan etkisinden midir bilinmez, isyan kapıya dayanmadan hiçbir hükümdar tahtından olabileceğini düşünmez. buna karşın her isyancı yeni bir başlangıç yapacağının umuduyla yakar isyan meşalesini.

ve şimdi gözlerini göğün mavisine dikmiş kız çocuğu içeriden sana sesleniyor:

ruhu asilikle örülmüş birine mülteci olmak yakışır mı?

 -yakışmaz.

 öyleyse kalk gidelim müzeyyen.